Güneydoğu gazileri ve travma sonrası stres bozukluğu

Ülkemizde yaklaşık 30 yıldır süren terör eylemleri birçok mağduriyete neden olmuştur. Terör eylemlerinden fiziksel ve ruhsal olarak etkilenen grupların başında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensupları gelmektedir. Halen GATF (Gülhane Askeri Tıp Fakültesi) Askeri Psikiyatri Bilim Dalı olarak özellikle terör olaylarından etkilenen TSK personeline yönelik ruhsal ve psikiyatrik destek hizmetlerini yürütmemizin yanında, GATF Psikiyatri Anabilim Dalı olarak da bu alanda deneyim sahibi olmamız nedeniyle derginizin 2013;14(3) sayısında yayınlanan "Güneydoğu gazilerinde travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) gelişimi" başlıklı makaleyi ilgiyle okuduk. Güneydoğu gazilerini TSSB belirtileri açısından değerlendirmeyi amaçlayan bu çalışmayı değerli bulduk. Ancak çalış- manın yöntemine, bulgularına, tartışma bölümündeki değerlendirmelere, etik yönüne, kullanılan bazı terimlere farklı bir açıdan vurgu yapma gereği duyduk. Öncelikle gaziler üzerinde yapılan bu çalışma için TSK Mehmetçik Vakfı'ndan araştırma izni alınmış olması ve vakfın araştırmada aktif rol oynaması bazı etik sorunları akla getirmektedir. TSK Mehmetçik Vakfı gazi ve engelli Mehmetçiklere sosyal ve ekonomik destek sağlamak amacıyla etkinlik göstermektedir.1 Birinci etik sorun TSK Mehmetçik Vakfı'nın gaziler üzerinde araştırma yapılıp yapılamayacağına karar verme yetkisinin olmamasından kaynaklanmaktadır. İkincisi, çalışmada kullanılan ölçme araçlarının faaliyet alanı gazilere maddi destek sağlamak olan TSK Mehmetçik Vakfı tarafından gönderilmesidir. Üçüncü etik sorun, yeterli geri dönüş olmaması üzerine (vakıf tarafından) gazilerin telefonla aranarak katılımlarının sağlanması olarak değerlendirilmiştir. Makalede kullanılan terimler açısından en çok dikkat çeken belirsizlik, "gazi" terimiyle ilgili bir açıklama yapılmamış olmasından kaynaklanmaktadır. TSK'da gazi statüsüne alınmanın bazı ölçütleri vardır. Bunlardan en önemlisi terör eylemleri nedeniyle oluşan fiziksel veya ruhsal bozukluğun kalıcı olması ve bozukluğun oluşmasında "askerliğin neden ve etkisinin" gösterilmesidir.2,3 Çalışmanın yöntemiyle ilgili dikkat çeken sorun ise, çalışmaya sadece fiziksel yaralanması olan gazilerin alınması ve sonuçların bütün gaziler için genelleştirilmesidir. Bu durum çalışmanın sonuçların yorumlanmasında önemli bir yanılgıya neden olmaktadır. Oysa fiziksel hasarı olmayan, fakat TSSB tanısıyla gazi statüsüne alınan çok sayıda TSK personeli vardır. Bu çalışmaya TSSB tanısı ile gazi statüsü kazanan, fakat fiziksel yaralanması bulunmayan gazilerin alınmaması önemli bir eksikliktir. Bulguların değerlendirilmesinde göze çarpan sorun, demografik bilgi anketindeki sorulara verilen yanıtlarla ilgilidir. Sorulara verilen yanıtlar halen ruhsal desteğe gerek duyan gazilerin %27 oranında olduğu ve bunların %80'inin daha önce ruhsal destek aldığını göstermektedir. T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan Ruh Sağlığı Eylem Planında (2011-2023) ruhsal bozukluğu olanların sadece 1/6'sının ruhsal destek aradığı açıklanmıştır. Ruhsal destek arayanların ise, sadece yarıya yakınının psikiyatri uzmanına ulaşabildiği belirtilmiştir.4 Gazilerin ruhsal desteğe ulaşma oranları toplum oranlarının hayli üzerindedir. Bunun nedeni tedavi gördükleri Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) ve TSK Rehabilitasyon Merkezi gibi kurumlarda gazilerin ruhsal ve psikiyatrik sorunlarına odaklı tedavi ekibinin bulunmasıdır. Bu verilere rağmen gazilere verilen rıhsal ve psikiyatrik desteğin yeterli gelmediğini söylemekle, T.C Sağlık Bakanlığı'na bağlı sağlık kuruluşlarından destek alınmasına gereksinim olduğunu vurgulamak arasında ciddi bir çelişki vardır. Son olarak çalışmada herhangi bir veri toplama aracı kullanmadan ve herhangi bir referansa ayandırmadan GATA tarafından gazilere verilen hizmetlerin yeterli gelmediğinin belirtilmesiyle bilimsel değerlendirmenin dışına çıkılmıştır. Bunun yanı sıra, bu çalışmanın Güneydoğu gazileri ile ilgili yürütülmüş ilk çalışma olma iddiası ile terör olaylarından etkilenen askeri personelin ruhsal sağlık durumlarının bilimsel araştırmalarda ihmal edilmiş olduğu iddiası da literatür bilgisiyle uyuşmamaktadır.5-16 Sonuç olarak bu çalışmanın amacını değerli bulduğumuzu, çalışmaya alınan hedef kitlenin ülkemizde yapılan ve yapılacak TSSB ile ilgili çalışmalar için önemli olduğunu vurgularken, bu kitle ile yapılacak çalışmalarda etik değerlere, kullanılacak yönteme ve terminolojiye, ayrıca kurumsal duyarlılıklara dikkat edilmesi gerektiğini tekrar belirtmek istiyoruz.

Southeast veterans and post-traumatic stress disorder

Ülkemizde yaklaşık 30 yıldır süren terör eylemleri birçok mağduriyete neden olmuştur. Terör eylemlerinden fiziksel ve ruhsal olarak etkilenen grupların başında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensupları gelmektedir. Halen GATF (Gülhane Askeri Tıp Fakültesi) Askeri Psikiyatri Bilim Dalı olarak özellikle terör olaylarından etkilenen TSK personeline yönelik ruhsal ve psikiyatrik destek hizmetlerini yürütmemizin yanında, GATF Psikiyatri Anabilim Dalı olarak da bu alanda deneyim sahibi olmamız nedeniyle derginizin 2013;14(3) sayısında yayınlanan “Güneydoğu gazilerinde travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) gelişimi” başlıklı makaleyi ilgiyle okuduk. Güneydoğu gazilerini TSSB belirtileri açısından değerlendirmeyi amaçlayan bu çalışmayı değerli bulduk. Ancak çalış- manın yöntemine, bulgularına, tartışma bölümündeki değerlendirmelere, etik yönüne, kullanılan bazı terimlere farklı bir açıdan vurgu yapma gereği duyduk. Öncelikle gaziler üzerinde yapılan bu çalışma için TSK Mehmetçik Vakfı’ndan araştırma izni alınmış olması ve vakfın araştırmada aktif rol oynaması bazı etik sorunları akla getirmektedir. TSK Mehmetçik Vakfı gazi ve engelli Mehmetçiklere sosyal ve ekonomik destek sağlamak amacıyla etkinlik göstermektedir.1 Birinci etik sorun TSK Mehmetçik Vakfı’nın gaziler üzerinde araştırma yapılıp yapılamayacağına karar verme yetkisinin olmamasından kaynaklanmaktadır. İkincisi, çalışmada kullanılan ölçme araçlarının faaliyet alanı gazilere maddi destek sağlamak olan TSK Mehmetçik Vakfı tarafından gönderilmesidir. Üçüncü etik sorun, yeterli geri dönüş olmaması üzerine (vakıf tarafından) gazilerin telefonla aranarak katılımlarının sağlanması olarak değerlendirilmiştir. Makalede kullanılan terimler açısından en çok dikkat çeken belirsizlik, “gazi” terimiyle ilgili bir açıklama yapılmamış olmasından kaynaklanmaktadır. TSK’da gazi statüsüne alınmanın bazı ölçütleri vardır. Bunlardan en önemlisi terör eylemleri nedeniyle oluşan fiziksel veya ruhsal bozukluğun kalıcı olması ve bozukluğun oluşmasında “askerliğin neden ve etkisinin” gösterilmesidir.2,3 Çalışmanın yöntemiyle ilgili dikkat çeken sorun ise, çalışmaya sadece fiziksel yaralanması olan gazilerin alınması ve sonuçların bütün gaziler için genelleştirilmesidir. Bu durum çalışmanın sonuçların yorumlanmasında önemli bir yanılgıya neden olmaktadır. Oysa fiziksel hasarı olmayan, fakat TSSB tanısıyla gazi statüsüne alınan çok sayıda TSK personeli vardır. Bu çalışmaya TSSB tanısı ile gazi statüsü kazanan, fakat fiziksel yaralanması bulunmayan gazilerin alınmaması önemli bir eksikliktir. Bulguların değerlendirilmesinde göze çarpan sorun, demografik bilgi anketindeki sorulara verilen yanıtlarla ilgilidir. Sorulara verilen yanıtlar halen ruhsal desteğe gerek duyan gazilerin %27 oranında olduğu ve bunların %80’inin daha önce ruhsal destek aldığını göstermektedir. T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan Ruh Sağlığı Eylem Planında (2011-2023) ruhsal bozukluğu olanların sadece 1/6’sının ruhsal destek aradığı açıklanmıştır. Ruhsal destek arayanların ise, sadece yarıya yakınının psikiyatri uzmanına ulaşabildiği belirtilmiştir.4 Gazilerin ruhsal desteğe ulaşma oranları toplum oranlarının hayli üzerindedir. Bunun nedeni tedavi gördükleri Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) ve TSK Rehabilitasyon Merkezi gibi kurumlarda gazilerin ruhsal ve psikiyatrik sorunlarına odaklı tedavi ekibinin bulunmasıdır. Bu verilere rağmen gazilere verilen rıhsal ve psikiyatrik desteğin yeterli gelmediğini söylemekle, T.C Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık kuruluşlarından destek alınmasına gereksinim olduğunu vurgulamak arasında ciddi bir çelişki vardır. Son olarak çalışmada herhangi bir veri toplama aracı kullanmadan ve herhangi bir referansa ayandırmadan GATA tarafından gazilere verilen hizmetlerin yeterli gelmediğinin belirtilmesiyle bilimsel değerlendirmenin dışına çıkılmıştır. Bunun yanı sıra, bu çalışmanın Güneydoğu gazileri ile ilgili yürütülmüş ilk çalışma olma iddiası ile terör olaylarından etkilenen askeri personelin ruhsal sağlık durumlarının bilimsel araştırmalarda ihmal edilmiş olduğu iddiası da literatür bilgisiyle uyuşmamaktadır.5-16 Sonuç olarak bu çalışmanın amacını değerli bulduğumuzu, çalışmaya alınan hedef kitlenin ülkemizde yapılan ve yapılacak TSSB ile ilgili çalışmalar için önemli olduğunu vurgularken, bu kitle ile yapılacak çalışmalarda etik değerlere, kullanılacak yönteme ve terminolojiye, ayrıca kurumsal duyarlılıklara dikkat edilmesi gerektiğini tekrar belirtmek istiyoruz.

Kaynakça

1. Mehmetçik Vakfı kuruluş amacı. http://www.mehmetcik.org.tr/hakkimizda.html. 2. 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu.

3. 2330 Sayılı Nakti Tazminat Kanunu.

4. Sağlık Bakanlığı Ulusal Ruh Sağlığı Eylem Planı (2011-2023). Ankara, 2011, s.38.

5. Celik C, Özdemir B, Özmenler KN, Yelboga Z, Balikci A, Öznur T, et al. Travma sonrası stres bozukluğunda amitriptilin ve paroksetinin etkinliği: Açık etiketli karşılaştırmalı çalışma. Klinik Psikofarmakoloji Bülteni 2011; 21:179-185.

6. Gülsün M, Özdemir B, Çelik C, Uzun Ö, Özşahin A. Çatışma deneyimi yaşamış askerler arasında dissosiyatif yaşantılar. Anadolu Psikiyatri Derg 2009; 10:34-39.

7. Ak M, Özmenler KN, Özşahin A. İntihar girişimi ile mizaç ve karakter özellikleri arasındaki ilişkinin major depresif bozukluk örnekleminde irdelenmesi. Klinik Psikiyatri Dergisi 2008; 11:33-41.

8. Özgen F, Aydın H. Travma sonrası stres bozukluğu. Klinik Psikiyatri Dergisi 1999; 2:34-41.

9. Akçay BD, Özgen F, Erdem M, Balıkcı A, Öznur T. Structure of the sleep and polysomnographic features in post-traumatic stress disorder. Current Approaches in Psychiatry 2013; 5: -doi: 10.5455/cap.20130528.

10. Bolu A, Akarsu S, Aydemir E, Öznur T, Erdem M, Ozdemir B, et al. Post traumatic stress disorder and thyroid functions. 17th Congress of The Balkan Military Medical Committee (29 May-01 June 2012), Abstract Book, 2012, p.132, Belgrade, Serbia.

11. Akarsu S, Bolu A, Ozselek S, Garıp B, Öznur T, Ak M, et al. Folate, ferrıtın and vitamin B12 levels in post traumatic stress disorder. 17th Congress of The Balkan Military Medical Committee (29 May-01 June 2012), Abstract Book, 2012, p.204, Belgrade, Serbia.

12. Bolu A, Akarsu S, Ozselek S, Garıp B, Öznur T, Ak M, et al. Post traumatic stress disorderpsychotic disorder; effective treatment of two cases with electroconvulsive therapy. 17th Congress of The Balkan Military Medical Committee (29 May-01 June 2012), Abstract Book, 2012, p.207-208, Belgrade, Serbia.

13. Öznur T, Bolu A, Akarsu S, Ozdemır B, Ozmenler KN. Trauma and EMDR: 2 Case Report. 17th Congress of The Balkan Military Medical Committee (29 May-01 June 2012), Abstract Book, 2012, p.209-210, Belgrade, Serbia.

14. Öznur T, Karaahmetoğlu B, Erdem M. Late onset PTSD: A case report. 18th Congress of The Balkan Military Medical Committee (22-26 May 2013), Abstract Book, 2013, p.236, İstanbul, Turkey.

15. Erdem M, Doruk A, Cüceloğlu A, Ganser syndrome in the course of posttraumatic stress disorder: A case report. 18th Congress of The Balkan Military Medical Committee (22-26 May 2013), Abstract Book, 2013, p.234, İstanbul, Turkey.

16. Öznur T, Erdem M, Bolu A. Factors affecting the offensive behavior at posttraumatic stress disorder. 18th Congress of The Balkan Military Medical Committee (22-26 May 2013), Abstract Book, 2013, p.237, İstanbul, Turkey.

Kaynak Göster