DİSTOPİK BİR ROMAN OLARAK GÖKDELEN’DE YAPI VE İZLEK

Tahsin Yücel'in 2006 yılından yayımlanan romanı Gökdelen kötümser bir gelecek kurgusu üzerinden hareketle distopik türde yazılmış bir eserdir. Modern çağın bir ürünü olarak görülen distopya, ülkü değerlerle aydınlanmış ütopyanın aksine, karşıt güçlerin hakimiyeti altında bulunan karanlık bir dünya tasarlar. Bu tasarı aslında modern zihniyetin de bir ürünüdür denebilir. Nitekim bir değer yitimine sahne olan modern dünya, tüm araçlarını aklın egemenliği altına sokarak kuklalaşan ve duyarsızlaşan bireylerin artmasına sebep olmuştur. Bu bağlamda distopya modern dönemin gölgesinin izini sürerek oluşturulmuş bir geleceği resmetmesi bakımından toplumsal eleştirinin örneğini sunar. Tahsin Yücel'in Gökdelen adlı romanı da gökdelenlerin, makinelerin, totaliter güçlerin ve kodamanların 2073 İstanbul'unun üstüne adeta karabasan gibi çöktüğü bir atmosferi ele alır. Distopik unsurları içinde barındıran bu romanın yapısal ve izleksel analizi günümüzdeki çözülmenin boyutunun geleceğe nasıl taşındığı göstermesi bakımından önemlidir. Bu yüzden çalışmamızda öncelikle distopyanın çıkışında rol oynayan tarihi arka plan ele alınacak ve distopyanın özellikleri belirlenmeye çalışılacaktır. Daha sonra distopik bir çerçeveden bakılacak olan Yücel'in Gökdelen romanının yapısal ve izleksel analizi yapılarak romanın üzerinde durduğu ana sorunsal alan tespit edilmeye çalışılacaktır. Bu noktada görülecektir ki modern çağın karanlık yüzüne tutulan bir ayna olarak Gökdelen romanı distopik türün özelliklerini yansıtan ve romandaki yapı ve izleksel unsurların bu türe bağlı bir biçimde geliştiğini gördüğümüz bir eserdir. Gelecek zaman düzleminde oluşturulan ve mekansal olarak da büyük değişimlerin yaşandığını gördüğümüz romanda İstanbul, gökdelenlerin gölgesinde ne geçmişi ne de geleceği görebilecek kör bir alan haline gelmiştir. Üstelik Özgürlük Anıtı'nda heykelin elinde tuttuğu meşale de bu karanlığı aydınlatacak türden değildir çünkü özgürlük, hak ve hukuk gibi temel kavramların çiğnendiği bir alanda var olamaz. İşte Gökdelen romanı da yargının özelleşmesiyle adaletin şehrin sağlanabileceği, gökdelenlerle mükemmel bir siluete bürünebileceği gibi düşüncelerin tutarsız ve çelişkilerle dolu macerasını anlatarak olması muhtemel tehlikelerin ayak seslerini okuyucuya duyurmaya çalışır. Dolayısıyla geleceğin, şimdi'de şekillendirilmiş hali gerek mekanın gerekse de değerlerin ne boyutta bir çürümeye uğratıldığını da ortaya koymaktadır. Gelişmişlik adıyla ekolojik sistemin yerle bir edildiği, her türlü haksızlığın vuku bulduğu 2073 İstanbul'unda kent ve doğa arasındaki çatışma da gözler önüne serilmiştir. Nitekim, doğanın saf ve dokunulmamış haline karşın gökdelenler tüm inatçılığıyla burunlarını göğe doğru kaldırırken, mütevazi kendi halinde olan bahçeli bir ev adeta canavar olarak görülerek, bir an önce ortadan kaldırılması gereken bir mekan olarak nitelendirilir. Oysa bu mekana sinen insani vasıflar aslında bir canavarı andıran gökdelenlere meydan okur. İnsanın özünü, kendini hatırlatan ev, romanda yer alan Hikmet Bey'in evi olarak karşımıza çıkar fakat modernizmle beraber 'hikmeti' kaybolmuş bir zamanın gel(eceği)diğine işaret edilir. İnsan kendine yabancılaşan, şeyleşen bir nesne olarak, bir büyü bozumunun içinde kendini bulur. Üstelik yaşanan olumsuzluklara karşı hiçbir tavır geliştiremeyişi ve duyarsızlaşması da distopik bir mekan ve zamanda bireyin sistem içinde kayboluşunu ortaya koyar. Sonuç olarak distopik bir roman olarak Gökdelen, zaman ve mekanın sembolik olarak önem kazandığı, irdelediği kavramlar ve değerler bakımından da modernizmle beraber bireyi kuşatan sorunları ele alan ve bu sorunların büyük ölçekli olarak nasıl karşımıza çıkabileceğini okumamızı sağlayan bir eserdir. Toplumsal düzenin kusursuzluk maskesi altında gizlenen sorunları görmemizi sağlaması da distopyanın kendine ait nasıl bir ütopya yarattığına işaret eder. Böylelikle distopik bir eserin ideali olan; bireyin bastırılması, makineleşme ve betonlaşma romanda ön plana çıkan önemli izlekler halini alır ve bunların ütopik bir atmosfer yaratmak amacıyla kullanılıyor olması da ayrıca romanın ironik bir özellik taşıdığını gösterir. Zira distopyanın sosyal bir eleştiri aracı olarak kullanılması da bu özelliğini destekler. Böylece romanda 2073 İstanbul'unun sosyal bir panoraması çıkarılarak eleştiriye açılmasına da imkan sağlanmış olmaktadır

STRUCTURE AND THEME IN THE DYSTOPIC NOVEL GÖKDELEN

TahsinYücel’s Gökdelen is a dystopic novel which has a reference to a nightmare future. As a product of modern age, in dystopia a dark world is designed, which is under the rule of opponent forces in contrast to the utopia that presents an enlightened version of the world. This design is also the product of modern mind. As a matter of fact, the modern world, which witnesses the lost of traditional values causes the increase of individuals who are manipulated and desensitized like puppets. In this context, dystopia is a social criticism as it follows the traces of modern world portraying the nightmare future. Tahsin Yücel’s novel Gökdelen evolves around the skyscrapers, machines, totalitarian powers and rich people who create a night terror in Istanbul, in 2073. The structural and thematic analysis of the novel which harbours dystopic elements is important as it highlights how the social disintegration today turns into a deep trouble in the future. For this reason, this study aims firstly to discuss the role of history in the development of dystopia as a genre, and the elements of dystopia will be determined. Then, Yücel’s novel will be analysed in a structural and thematic way in the framework of dystopia and main problematic of the novel will be located. Accordingly, it can be easily observed that Gökdelen as a novel which mirrors the dark side of modernity reflects the characteristics of the dystopia and the elements of structure and theme in the novel evolve around that genre. Istanbul, which witnesses the great changes in terms of both time and place turns into a blind point and can not see neither past nor future because of the shadow of the skyscrapers. Moreover, the torch in the hand of the Statue of Liberty can not lighten the darkness because the freedom can not exist in an atmosphere where the fairness and law are ignored. In this context, the novel highlights the absurdity of the idea of sustaining fairness via the privatization of jurisdiction, and making the city more attractive via the skyscrapers. In this way, the reader is warned in case of possible dangers waiting in the future. The future is formed in present time and shows that how the values are degenerated being symbolized through the space. The conflict between city and nature is also asserted in the novel which is located in 2073 Istanbul. The ecological system is destroyed and injustice is all around the city. While the stubborn skyscrapers direct their nose on the sky, a modest house, which is surrounded by a garden, is considered as a monster which should be destroyed at once. On the other hand, this place carries the features of human values and challenges the monstrous skyscrapers. The house which harbours the spirit of the man reminds that essence and appears in the image of Hikmet(which means wisdom) Bey’s house in the novel but it also indicates the past/future which is devoid of wisdom. The man finds himself estranged, disintegrated and like an object because of modernism. Morover, he can not adopt an attitude toward the unfavourable conditions of his time and gets desensitized and this case can be considered as the characteristic of dystopia, as well. The man can not find himself within the constraint of the system. In consequence, as a dystopic novel Gökdelen handles time and space symbolically, and probes into the concepts and values of modernism which suppresses the individual and creates a conflict. Also, it is a noteworthy novel in terms of providing to see the scale of problems in the present and how they can turn into great ones in the future. Accordingly, the social panorama of Istanbul in 2073 is demonstrated and provides the criticism of it The social order which masks all of the problems and makes the atmosphere look like perfect is also analysed in dystopia in which a socalled utopia is created. Thus, it can be observed that the ideal of the dystopia is the pressure of the individual, mechanisation, and concretion and these are the themes of the novel. Moreover, having all of these ideals to create a utopian atmosphere shows the ironic side of the novel. Thus, the role of dystopia as a weapon of social criticism affirms it. Especially, putting forward the idea of privatization of the jurisdiction is the evidence of to what an extent the irony is used in the novel. This idea destroys the institution of justice. It is asserted that when the judge is privatised, the current injustice will be overcome. The idea is put forward by Can Tezcan who is a lawyer but it brings him to grief. The governors of the country who represent the totalitarian power take part in this idea but unfortunately this causes the feeling of uneasiness for Can Tezcan. As a result, Can Tezcan starts to plan leaving the country. When the current system was observed, what seems to be strange and dreadful but appears normal in the fictional world is articulated as real in our world. But what is the problem is the change in the dystopic world is perceived as something utopian in the novel and poses danger and the nightmare reaches its highest level. The case of main character, lawyer Tezcan demonstrates this nightmare. In his dream, he fights the men wearing black suit and they create a sleep terror for him. In fact, this illustrates the uneasiness of all men. But they are told lie in the name of “fact” and are included in the system. Moreover, they can not find the strength to arise from the sleep. The dystopia aims at preventing this kind of ignorance and leaving an indelible impression in the reader and awakening them. In this context, the nightmare in the novel Gökdelen have an importance in terms of telling the nightmare and awakening from a future sleep.

Kaynakça

ARENDT, Hannah (1973).The Origins of Totalitarianism, London, A Harvest Book.

BACHELARD, Gaston (2013).Mekanın Poetikası,çev.AlpTümertekin,İstanbul,İthaki Yayınları. BERMAN,Marshall (2005).Katı Olan Her şey Buharlaşıyor,çev.Ümit Altuğ-Bülent Peker,İstanbul,İletişim Yayınları.

BERNHOLZ, Peter (1991). “TheConstitution of Totalitarianism” Journal of InstitutionalandTheoreticalEconomics147.3.

BOOKER, M. Keith, THOMAS, Anne-Marie. 2009. The Science Fiction Handbook. United Kingdom,Wiley-Blackwell,

BOURNEUR,R-QUELLET,R (1989).Roman Dünyası ve İncelemesi,Ankara,Kültür Bakanlığı Yayınları.

ÇETİNDAŞ, Dilek. “İsmail Gaspıralı’nın Roman ve Hikayelerinde kadın Kahramanlar ve İdeal Kadın Önerisi” TurkishStudies- International PeriodicalForTheLanguages, LiteratureandHistory of TurkishorTurkic Volume 8/9 Summer 2013, p. 989-1008, ISSN: 1308-2140, www.turkishstudies.net, DOI Number: http://dx.doi.org/10.7827/TurkishStudies.8020, ANKARA-TURKEY

HARVEY,David (2012).Postmodernliğin Durumu, İstanbul,Metis Yayınları.

İSLAMOĞLU, Feyza “George Orwell’in “Bin Dokuz Yüz Seksen Dört” Adlı Romanı ile Cengiz Aytmatov’un Gün Olur Asra Bedel” Adlı Romanının ‘DüşünceSuçu’ Bağlamında Karşılaştırılması, TurkishStudies- ınternationalPeriodicalforLanguages,LiteratureandHistory of TurkishorTurkic Volume 8/8

Summer 2013. p.701-719 ISSN: 1308-2140, www.turkishstudies.net, DOI Number: http://dx.doi.org/10.7827/TurkishStudies.8020, ANKARA-TURKEY

KUMAR,Krishan (1987).Utopia&Anti-Utopia in Modern Times,UK,BasilBlackwell, KORKMAZ, Ramazan(1991). Sabahattin Ali İnsan ve Eser, Yayınlanmış Doktora Tezi, Elazığ.

KORKMAZ, Ramazan (2007). “Romanda MekanınPoetiği”,Edebiyat ve Dil Yazıları-Mustafa İsen’e Armağan, Ankara, Grafiker Yayınları, LEFEBVRE,Henri (2014). Kentsel Devrim,İstanbul,Sel Yayınları.

MARX, Karl (2005). 1844 Elyazmaları, Çev.KenanSomer,İstanbul,Sol Yayınları,

ÖKTEN, Saadettin (2012). Yahya Kemal’in İstanbul’u ve Devamı,İstanbul, Ötüken Yayınları.

ÖZÇINAR, Meral. (2009)“Toplumsal Kültürel Zaman Mekan Algısının Anlatı İnşasındaki Yeri ve Örnek Film İncelemeleri”,İstanbul,İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi.

SARGENT, LymanTower (1994). “ The Three Faces of UtopianismRevisited.” UtopianStudies5.1,

STEVICK, Philip (2004).Roman Teorisi, İstanbul, Akçağ Yayınları,

YÜCEL, Tahsin (2012).Gökdelen, İstanbul,Can Yayınları,

ZERZAN,John (2013). Makinelerin Alacakaranlığı,çev. Rahmi G. Öğdül, İstanbul, Kaos Yayınları.

KARACA KÜÇÜK, Ş., DistopikBir Roman OlarakGökdelen’deYapıveİzlek, Turkish Studies - International Periodical for the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 10/8 Spring 2015, p. 1445-1466, ISSN: 1308-2140, www.turkishstudies.net, DOI Number: http://dx.doi.org/10.7827/TurkishStudies.8119, ANKARA-TURKEY

Kaynak Göster