Kafkasya'da bütünleşme ve dağılma döngüleri içinde Gürcüler,Zanlar (Megreller ve Lazlar) ve Svanlar

Kafkasya’nın otokton (yerli) halkları olan Gürcüler, Zanlar (Megreller ve Zanlar) ve Svanlar etno-kültürel ve politik açıdan çok yakın ancak sonuçta farklı halklardır (ya da “etnik gruplardır”). Geçmişleri tarih öncesi döneme dek takip edilebilen bu halklar genellikle Gürcülerin liderliği altında çok sayıda sosyo-politik bütünleşme ve dağılma döngülerinden geçmişlerdir. Avrasya’nın önde gelen çoketnikli bölgelerinden birisi ve Anadolu ve Mezopotamya gibi klasik merkezlerinin komşusu olan Kafkasya’nın jeopolitiği bu üç halkın dönüşümünde belirleyici izler bırakmıştır. Bu makale Gürcüler, Zanlar ve Svanların derinden iç içe geçmiş tarihlerinin uzak geçmişten bugüne kadarki sosyo-politik bir analizini sunmayı amaçlamaktadır. Bu halkların az incelenmiş tarihlerinin ve sosyo-politik yapılarının daha detaylı çalışılması Kafkasya’daki çatışmaların daha iyi anlaşılmasına ve çözülmesine katkıda bulunabilecektir. Gürcistan’ın etnopolitik yapısının “Kartvellik” boyutunun ötesine geçerek analiz edilmesi ayrıca bu ülkede gelecekte özellikle kriz dönemlerinde yaşanabilecek bazı gelişmelere dair açıklayıcı senaryoların geliştirilmesine yardımcı olabilecektir.

Being autochthonous (indigenous) peoples of Caucaus, Georgians, Zans (Mingrelians and the Laz) and Svans are very closely ethno-culturally and politically related but ultimately different peoples (or “ethnic groups”). These peoples whose past can be traced back to the pre-historic period have passed through numerous cycles of socio-political integration and disintegration mainly under the leadership of the Georgians. Geopolitics of Caucasus, which has been one of the leading multiethnic regions of Eurasia and a neighbouring territory to the classical civilization centers like Anatolia and Mesopotamia, has left determining impacts on the transformation of these three peoples. This article aims to provide a socio-political analysis of the deeply interwiened histories of Georgians, Zans and Svans since distant past until today. A more detailed study of the lesser examined histories and socio-political structures of these peoples would contribute to a better understanding and solution of the conflicts in the Caucasus. An analysis of Georgia’s ethnopolitical structure beyond “Kartvelianness” would also help to develop explanatory scenarios about some developments especially during crisis times in this country in the future.

Kaynak Göster