ORTA ÇAĞDAKİ KÜRESEL UYGULAMALARDAN GÜNÜMÜZDEKİ KÜRESELLEŞMEYE1

İlk İslam Devletinin temelleri 622 yılında Hz. Muhammet’in Mekke’den Medine’ye göçü ile atılmış, bütün Medine toplumu ile de esasları devlet başkanı olarak Hz. Muhammet tarafından belirlenen ilk yazılı anayasa uygulanmaya konulmuştu. Buna göre, Medine’de gayrimüslim toplum durumunda bulunan Yahudiler de eşit şekilde sosyal ve ekonomik olarak Müslümanların sahip oldukları hak ve özgürlüklere sahip olacaklar, ayinlerini de serbestçe yapacaklardı. Ancak buna karşılık Medine Şehir Devleti dışarıdan herhangi bir tehlikeye maruz kalırsa şehir, hep birlikte düşmana karşı savunulacaktı. Gayrimüslimlere tanınan bu ilke, daha sonra da aynı şekilde uygulanmış Yahudi veya Hıristiyan ve de başka inançta olanların hakları garanti altına alınmıştı. “Ehli Zimme ” adı altında kabul edilen bu insanlar toplumdan soyutlanmamıştı. . Özellikle İslam Devletinin sınırlarının batıda İspanya’ya, doğuda Ceyhun ötesine kuzeyde Anadolu ve Kafkasya’ya ulaştığı dönemde insan hakları açısından önemli olan halkın yönetim ile ilgili olan sorunlarını en üst yöneticiye ulaştırılması amacı ile “Divan-ı Mezalim” yani bugünkü anlamı ile istinaf veya temyiz mahkemeleri kurulmuştu. . Günümüzde ise siyasal bütünlüğü geniş bir coğrafyada sağlayan Amerika Birleşik Devletleri küresel bir bütünlük arz etmektedir. Avrupa Birliği ise, küreselleşme sürecinde bütünsel ölçütlerle gerek insan hakları açsından, gerekse ekonomik yönden bu süreci tamamlamaya çalışmaktadır. Bazıları da bugünkü küreselleşmeyi emperyalizmin diğer bir uygulaması olarak kabul etmektedir