MÜBTEDÂ’NIN NEKRE OLARAK GELDİĞİ DURUMLAR VE KUR’ÂN’DAKİ UYGULAMALARI

İsim cümlesinin iki temel unsuru bulunmaktadır. Bu unsurlardan biri mübtedâ diğeri ise haberdir. Dilciler tarafından birbirinden farklı şekillerde tanımlanmış olan mübtedâ, Sîbeveyhi tarafından “bir ifadenin üzerine bina edilmesi için kendisiyle başlatılan isim” olarak tarif edilmiştir. Mübtedâ cümlede müsnedün ileyh konumunda olan bir unsur olduğu için onun ma‘rife olması gerekir. Çünkü belli olmayan bir şey hakkında hüküm vermek muhataba herhangi bir fayda sağlamayacağı gibi bir şey de ifade etmez. Ancak bazı durumlarda mübtedâ nekre olarak da gelebilir. Nahiv kaynaklarında mütekaddimun ile müteahhirun olarak ifade edilen nahiv âlimlerinin bu konuya dair yaklaşımları birbirinden farklı olmuştur. Nitekim mütekaddimun olarak geçen âlimler, fayda vermesi durumunda mübtedâ’nın nekre olarak gelebileceğini zikretmiş fakat onun hangi durum ve sebeplerle fayda vereceği konusunda bazı örnekler dışında herhangi bir bilgi vermemişlerdir. Kaynaklarda müteahhirun olarak geçinen âlimler ise, mübtedâ’nın hangi sebeplerle nekre olarak gelebileceği hususuyla ilgili geniş bilgiler vermişlerdir. Fakat onlar da söz konusu sebeplerin sayısı hususunda kendi aralarında ihtilaf etmişlerdir. Nitekim onlardan bazıları, bu sebepleri umum ve husus ile ifade edilen iki ana sebebe hasrederken, onlardan çoğu ise söz konusu sebepleri belli sayılarla ifade etmiş ve onları teker teker ele alıp incelemişlerdir. Örneğin İbn Mâlik bu sebeplerin sayısını altı, İbn Hişâm on, Sabbân on beş, İbn ‘Akil yirmi dört, Ebû Hayyân yirmi yedi, Suyûtî otuz bir, İbnü’n-Nehhâs otuz iki, el-‘Unnabî ise, kırk iki olarak vermiştir. Kur’ân’nın muhtelif yerlerinde değişik sebeplerle mübtedâ’nın nekre olarak geçtiği görülmektedir. Ancak nahiv kaynaklarında yer alan söz konusu sebeplerden sadece belli bir kısmının Kur’ân’da geçtiği müşahede edilmektedir.

SITUATIONS THAT FIRST PART IN SENTENCE CAMES AS INDEFINITE AND ITS APPLICATIONS IN THE KORAN

The noun clause has two main factors. One of them is subject and the other one is the predicate. The first part in sentence which has been defined in the different ways from each other by the linguists were described as “the noun which is started with itself in order that it is created on a statement” by Sîbeveyhi. As the first part is a factor in the position of a subject in a sentence, it should be definite. Because it does not provide any benefit and state anything for the acceptor to adjudicate on indefinite thing. However, the first part in sentence can come as indefinite in some cases. The scholars of syntax that they are mentioned as predecessor and successor in the syntax sources had the different approaches on this matter. So the scholars who were mentioned as predecessor mentioned that the first part in sentence can be as indefinite if it is beneficial but they did not give any information except some samples about what the situations and reasons it will provide benefit. The scholars who were mentioned as the successor in the sources provided full information about what the reasons first part in sentence can come as indefinite. However, they had conflict among themselves about the number of aforementioned reasons. Some of them devoted those reasons to two main reasons which are stated as general and matter while most of them stated the aforementionedreasons with the certain numbers and theyconsidered and reviewed them one-byone. For example, İbn Mâlik gave the number of thosereasons as six,İbn Hişâm gave as ten, Sabbân gave as fifteen, İbn ‘Akil gave as twenty four, Ebû Hayyân gave as twenty seven, Suyûtî gave as thirty one, İbnü’nNehhâs gave as thirty two, and el-‘Unnabî gave as fourty two. It is seen that the first part in sentence is indefinite due to the various reasons in some parts of The Koran. However, it is observed that a certain part of aforementioned reasons in the syntax reasons is seen in The Koran.

Kaynakça

Cebbûrî, Sırrî Tâhir. (2010). Müsevvigatu’l-İbtidâi bi’n-Nekire fi’l-Kur’âni’l-Kerîm, Bağdat Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dergisi.

Cevherî, Ebû Nasr İsmâîl b. Hammâd el-Fârâbî. (1987).es-Sihâh Tâcu’l-Luga ve Sihâhu’l‘Arabiyye, thk. Ahmed ‘Abdugafûr ‘Attâr, Dâru’l-‘İlm li’L-Melâyîn, IV. Baskı, Beyrut.

Cezûlî, Ebû Mûsâ Îsâ b. ‘Abdilazîz b. Yelelbaht. (t.y.). el-Mukaddimetu’l-Cezûliyye fî’n-Nahv, thk. Şa‘bân ‘Abdulvahhâb Muhammed, nşr. Matba‘atu Ümmi’l-Kurâ, Mekke.

Cürcânî, Ebû’l-Hasan‘Alî b. Muhammed b. ‘Alî es-Seyyid Şerîf. (1983). et-Ta‘rîfât, Dâru’lKutubi’l-‘İlmiyye, I. Baskı, Beyrut..

Dimâmeynî, Bedruddîn Muhammed b. Ebî Bekr b. ‘Umer. (1983). Ta‘lîku’l-Ferâid ‘alâ Teshîl’lFevâid, thk. Muhammed b. ‘Abdirrahmân b. Muhammed, I. Baskı, (y.y.)

Ebû Hayyân, Muhammed b. Yûsuf b. ‘Alî b. Hayyân el-Endelusî. (t.y.). et-Tezyîl ve’t-Tekmîl fî Şerhi Kitâbi’t-Teshîl, thk, Hasan Handavî, Dâru’l-Kalem, Dımaşk.

Ebû Hayyân, (1998). İrtişâfu’d-Dareb min Lisâni’l-‘Arab, thk. Receb ‘Usmân Muhammed, Mektebetu’l-Hancî, Kahire.

El-Üşmûnî, Ebû Hasan Nûruddîn ‘Alî b. Muhammed. (1998). Şerhu’l-Üşmûnî alâ Elfiyyeti İbn Mâlik, Dâru’l-Kutubi’l-‘İlmiyye, I. Baskı, Beyrut.

İbn ‘Akîl, ‘Abdullâh b. ‘Abdirrâhmân el-‘Akîlî el-Mısrî. (1383). Şerhu İbn ‘Akîl ‘alâ Elfiyeti İbn Mâlik, thk. Muhyuddîn ‘Abdulhamîd, Dâru’t-Turâs, XX. Baskı, Kahire.

İbn Hişâm, Ebû Muhammed ‘Abdullâh Cemâlüddîn. (1383). Şerhu Katri’n-Nedâ ve Belli’s-Sadâ, thk. Muhammed Muhyuddîn ‘Abdulhamîd, II. Baskı, Kahire.

İbn Hişâm, (1985). Muğnî’l-Lebîb ‘an Kutubi’l-‘E‘ârib, thk. Mâzin el-Mubârek/Muhammed ‘Alî Hamdullâh, Dâru’l-Fikr, VI. Baskı, Dımaşk.

İbn Hişâm, (t.y.). Evdahu’l-Mesâlik ilâ Elfiyyeti İbn Mâlik, thk. Yûsuf Muhammed el-Bukâ‘î, Dâru’lFikr, (y.y.).

İbn Kâsım El-Murâdî, Ebû Muhammed Bedruddîn Hasan. (2008). Tevdîhu’l-Makâsidi ve’lMesâliki bi Şerhi el-Fiyyeti İbn Mâlik, thk. ‘Abdurrahmân ‘Alî Süleymân, Dâru’l-Fikri’l‘Arabî, I. Baskı, (y.y.).

İbn Mâlik, Ebû ‘Abdillâh Cemâlüddîn Muhammed. (1990). Şerhu Teshîli’l-Fevâid, thk. ‘Abdurrahmân es-Seyyid ve Muhammed Bedevî, Hecer li’t-Tibâ’a, I. Baskı, (y.y.).

İbn Mâlik, (t.y.). Elfiyyetu İbn Mâlik, Dâru’t-Ta‘âvun, (y.y.).

İbn Mâlik, (t.y.). Şerhu’l-Kâfiyeti’ş-Şâfiyye, thk. ‘Abdulmunim Ahmed Hureydî, nşr. Câmi‘atu Ümmi’lKurâ, Mekke.

İbn Manzûr, Ebû’l-Fadl Muhammed b. Mukerrem el-Ensârî. (1414). Lisânu’l-‘Arab, Dâru Sadır, III. Baskı, Beyrut.

İbn Serrâc, Ebû Bekr Muhammed b. es-Sırrî b. Sehl en-Nahvî. (t.y.). el-Usûl fî’n-Nahv, thk. ‘Abulhuseyn el-Fetlî, Muessesetu’r-Risâle, Beyrut.

İbn Yaîş, Ebû’l-Bekâ Muvaffakuddîn Yaîş b. ‘Alî. (2001). Şerhu’l-Mufassal, Dâru’l-Kutubi’l‘İlmiyye, I. Baskı, Beyrut.

İbnü’l-Hâcib, Cemâlüddîn b. ‘Usmân b. ‘Amr b. Ebî Bekr el-Esnevî. (2010). el-Kâfiyye fî İlmi’nNahv, thk. Sâlih ‘Abdulazîm, Mektebetu’l-Âdâb, I. Baskı, Kahire.

İbnü’l-Hâcib, (t.y.). el-Îdâh fî Şerhi’l-Mufassal, thk. Mûsâ Benâyî el-‘Alîlî, İhyâu’t-Turasi’l-‘Arabî, Bağdat.

İbnü’nahhâs, Ebû ‘Abdillâh Bahâüddîn Muhammed b. İbrâhîm. (2004). et-Ta‘lîka ‘ala’l-Mukarrab, thk. Cemîl ‘Abdullâh ‘Uveyde, Vizâretu’s-Sakâfe, Ürdün.

Mekûdî, Ebû Zeyd ‘Abdurrahmân b. ‘Alî b. Sâlih. (2005). Şerhu’l-Mekûdî ‘ala’l-Elfiyye li İbn Mâlik, thk. ‘Abdulhamîd Hindâvî, el-Mektebetu’l-‘Asriyye, Beyrut.

Nâziru’l-Ceyş, Muhibuddîn Muhammed b. Ahmed, el-Halebî. (1428). Temhîdu’l-Kavâ‘id bi Şerhi Teshîli’l-Fevâid, thk. ‘Alî Muhammed Fâhir, Dâru’s-Selâm, I. Baskı, Kahire.

Radî, Muhammed b. Hasan el-İstirâbâzî. (1996). Şerhu’l-Kâfiye li İbn Hâcib, thk. Hasan b. Muhammed b. İbrâhîm el-Hifzî, nşr. Câmi‘atu’l-İmâm Muhammed b. Su’ûd el-İslâmiyye, Suudi Arabistan.

Râzî, Ebû ‘Abdillâh Zeynuddîn Muhammed b. Ebî Bekr b. ‘Abdilkâdir. (1999). Muhtâru’s-Sihâh, thk. Yûsuf eş-Şeyh Muhammed, el-Mektebetu’l-‘Asriyye, V. Baskı, Beyrut.

Sabbân, Ebû’l-‘İrfân Muhammed b. ‘Alî. (1997). Hâşiyetu’s-Sabbân ‘alâ Şerhi’l-Eşmûnî li Elfiyyeti İbn Mâlik, Dârul-Kutubi’l-‘İlmiyye, Beyrut.

Sîbeveyhi, Ebû Bişr ‘Amr b. ‘Usmân el-Hârisî. (1988). el-Kitâb, thk., Abdusselâm Muhammed Hârun, Mektebetu’l-Hâncî, III. Baskı, Kahire.

Suyûtî, Celâlüddîn ‘Abdurrahmân b. Ebî Bekr. (t.y.). Hem‘u'l-Hevâmi’ fî Şerhi Cem‘i'l-Cevâmi’, thk. ‘Abdulhamîd Handâvî, el-Mektebetu’t-Tevkîfiyye, Mısır.

Suyûtî, (t.y.). el-Eşbâhu ve’n-Nezâir fî’n-Nehv, thk. Gazi Muhtar Tuleymât, Mecme‘u’l-Lugati’l‘Arabiyye, Dımaşk.

Süheylî, Ebü’l-Kâsım ‘Abdurrahmân b. ‘Abdillâh. (1992). Netâicu’l-Fikri fi’n-Nahv, Dâru’lKutubi’l-‘İlmiyye, Beyrut.

Tekin, Ahmet. (2018). Kur’ân’ın Dilbilimsel Yönü, İlahiyat Yayınları Ankara.

‘Unnâbî, Ebü’l-‘Abbâs Ahmed b. Muhammed. ‘Alî. (t.y.). et-Tezkire fî Tesviği’l-İbtidâi bi’nNekire, thk. Hâdî Ahmed Ferhân eş-Şüceyrî, Mecelletü’l-‘Ulûmi’l-İslâmiyye, Sayı, 12, s. 335.

Vakkâd, Hâlid b. ‘Abdillâh el-Ezherî. (2000). Şerhu’t-Tasrîh ‘ala’t-Tavdîh, Dâru’l-Kutubi’l‘İlmiyye, Beyrut.

Yâsîr El-Harûb. (2010). Dirâsetün Cedîdetün fî Kadiyeti’l-İbtidâi bi’n-Nekire, Mecelletu Câmi‘ati el-Halîl li’l-Buhûs, Cilt, V, Sayı, I, s. 99-122.

Zemahşerî, Ebû’l-Kâsım Mahmûd b. ‘Amr b. Ahmed. (1993). el-Mufassal fî San‘ati’l-İ‘râb, thk. ‘Alî b. Mulham, Mektebetu’l-Hilâl, I. Baskı, Beyrut.

Suzan, Yahya. (2001). Kur’ân’da İstifhâm Üslûbu, (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), Diyarbakır.

Kaynak Göster