Muhâsibî’nin Bilgi Kaynaklarına Bakışı

Sufilere göre duyular ve akıl bilgi kaynağı olmakla birlikte, mutlak bilginin edinilmesinde yetersiz kalmaktadır. “Akıl acizdir, aciz olan da yine aciz olana delildir” şeklinde formüle edilen bu yaklaşıma göre ilahî bilgi kalp yoluyla elde edilebilir. Bunun için de kulun, kalbine şeytan ve nefs tarafından telkin edilen dürtülere karşı dikkatli olması, dünyevî kirlerden arınması gereklidir. Bunun sonucunda Allah, sufiye marifet bilgisini lutfeder. Bu bilginin nihayeti de, Allah’ın gerçekten bilinmeyeceğini idrak etmektir. Muhasibî’nin bilgi kaynaklarına bakışını incelemeye çalıştığımız bu yazıda görülmektedir ki O, bilgi kaynaklarını duyular, akıl, haber ve kalp olarak belirlemiştir. Anlaşılmaktadır ki O’nun bilgi konusundaki tespit ve değerlendirmeleri, tasavvufta genel olarak bilgi anlayışının şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştır.

An Evaluation of Muhasibi’s Source of Knowledge

According to Sufis senses and reason are not enough to obtain knowledge altough they are two sources of knowledge. To the Sufis the reason is limited and the limited one is evidence for the limited one. So, according to this understanding the divine knowledge can only be acquired by heart (qalb). For that reason the heart must be careful against the desires which are motivated by the Satan and Nafs. By doing this, it must be purified all the worldly wishes. If a person apply all those things to his life, God provides him the knowledge of gnosis (ma’rifa). The gnosis, too, teaches that God cannot be known. As a conclusion, our examination of Muhasibi’s sources of knowledge shows us that Muhisibi defines the sources of knowledge as senses, reason, nass and heart. İt is obvious that this understanding of Muhasibi has contributed a significant role in the shaping of understanding knowledge (ma’rifa) in the Sufism.

Kaynak Göster

ISNAD Bolat, Ali . "Muhâsibî’nin Bilgi Kaynaklarına Bakışı". Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 12 / 12-13 (Nisan 2001): 363-389 .