PELİKÜLDEN DİJİTALE: SİNEMA’DAKİ DEĞİŞİMLER

1895 yılından beri icra edilmekte olan sinema sanatı, 1970’li yıllardan itibaren önce pelikül ortamdan sayısal ortama aktarıldı, daha sonrasında ise gelişen teknoloji ile birlikte sayısal ortamdan dijital ortama aktarıldı. Pelikül film yöntemi oldukça zor bir süreçti hem 35mm hem de 16 mm filmler uzun metraj çekim sistemini tek makara ile sağlayamadıkları için film çekim süreci oldukça maliyetli oluyordu. Bu durum yönetmen ve çalıştığı oyuncular için önemli bir etkiye sahipti, bir sahnenin tekrar çekilmesi, o sahnenin maliyetini büyük ölçüde arttırıyordu ve çoğu zaman materyal anlamında sıkıntı yaşanıyordu. Sayısal süreçle birlikte kopyalama işlemi kolaylaşır, veri kaybı azalırken, Dijital süreçle veri kaybı sıfırlandı. Sinema sektörü, ekonomik durumu iyi olmayan ya da bir sponsor bulamayan, özellikle genç yönetmenlerin kendi filmlerini yapmalarına da olanak tanıdı. Bu çalışmada, bilgisayar teknolojilerinin de sinemaya başat bir karakter olarak katılması ile birlikte yeni medya ve sinema ilişkisi ele alınacaktır. Bu değişikliklerden yola çıkarak yeni medya teknolojilerinin sinema sektöründe ve seyircinin filmlere bakış açısında değişiklikler yaratıp yaratmadığı tartışılacaktır

FROM PELLICULA TO DIGITAL: CHANGES IN CINEMA

Lumiere Brothers first performence in 1895 to 1970 all films raw material is a thin flexible material called pellicule. For the first days of cinema it’s hard to find this material but in midnineties it’s easy to find pellicule, but it coast too much. Pellicule is a very thin material, it has to be coated with light sensitive emulsion during the film making process and it only found 35mm or 16 mm version that days. One bobine is not enough to make long films and if directors couldn’t filmed the scene at once, it couldn’t overwrite so it becomes useless. Before 1970 because of the cost, most of the directors work with same actors and actresses to make films, with this way they know the performer and they can calculate the cost of the movie. In late nineties technology started to change and first the video then the full digital recording system included the cinema and this changed everything. Now it’s easy to find material, it doesn’t cost too much, directors don’t have to work same performers and to become a director or to make a movie, you don’t have to spend so much money. In this study, the bond between new media technolgies and cinema to be discussed. This study tries to find the difference between pellicule and dijital film making process and tries to understand their advantages and this advantages during film making process

Kaynakça

Aslan, İ. (2004). 1990 Sonrası Türk Sinemasında Film Dilinin Kullanımı. Selçuk İletişim Dergisi. Cilt:3, Sayı:3, ss.92-103.

Akbulut, H. (2014). Sinemaya Gitmek ve Seyir: Bir Sözlü Tarih Çalışması. EJOIR. Özel Sayı, ss.1-16.

Baker, U. (2012). Beyin Ekran. (derl.) Ege Berensel, İstanbul: Birikim Yayınları.

Bazin, A. (2011). Sinema Nedir? (Çev.) İbrahim Şener, İstanbul: Doruk Yayınları.

Betton, G. (Basım yılı belirtilmemiş). Sinema Tarihi. (Çev.) Şirin Tekeli, İstanbul: İletişim Yayınları.

Bonitzer, P. (2006). Kör Alan ve Dekadrajlar. (Çev.) İzzet Yasar, İstanbul: Metis Yayınevi.

Bordwell, D., Thompson, K. (2011). Film Sanatı: Bir Giriş. (Çev.) Ertan Yılmaz, Emrah Suat Onat, Ankara: De ki Basım Yayım.

Casetti, F. (2011). Sinemasal Deneyim. Sinecine. Cilt:2, Sayı:2, ss. 81-93.

Çetin, Erus, Z. (2007). Film Endüstrisi ve Dağıtım: 1990 Sonrası Türk Sinemasında Dağıtım Sektörü. Selçuk