Makaleler     Dergiler     Kitaplar    

Gazi Akademik Bakış

Yıl 2009 , Cilt 3 , Sayı 5

Makale özeti ve diğer detaylar.

Makale özeti
Başlık :

Beckett’in mutlu günler oyunu üzerine bir inceleme

Yazar kurumları :
Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü1
Görüntülenme :
167
DOI :
Özet Türkçe :

Uyumsuz tiyatroya damgasını vurmuş yirminci yüzyılın en üretken ve Nobel ödüllü yazarlarından Samuel Beckett’in iki perdelik Mutlu Günler oyunu, tematik bir bakış açısıyla irdelenmiştir. Oyunda çıkış yolu bulamayan, hümanist değerleri yıkılan, geleceğine ilişkin ilerleme ya da değişme umudu beslemeyen ve yaşamla çelişkileri olan insanoğlunun tüm gücüyle savaşımı ortaya konulmuştur. En aza/yalına indirgenen kişileri ve dekoruyla trajik olanı komedi ile dile getiren Beckett, iletişimden yoksun, yalnızlık içindeki bireyin anlamsız ve amaçsız bir dünyadaki derinleşen umutsuzluğu çarpıcı bir biçimde yansıtılmıştır. İnsanın psişik dünyasını tüm yalınlığı ile ortaya koyan yazarın dikkati, oyun boyunca beden ve bilinç çöküntüsü içinde yaşamaya yazgılı zavallı insana yönelmiştir. Yirminci yüzyılın çaresiz tanığı olarak, belirsizliklerin, savaşımların, yenilgilerin, umutların, düşlerin ve düş kırıklıklarının öznesi ve nesnesi olan insan, kendisini ancak dilin ve bedenin bozulmasıyla dile getirmiştir

Özet İngilizce :

The Happy Days, a play consisting of two episodes, that was written by Samuel Beckett is examined by a thematic view. In the Happy Days, it is mentioned about the tragicomic destiny of a couple, named Winnie and Willie, whose value judgements were ruined and haven’t keep the changing and advancing hope, haven’t found a way to go out, and have discrepancies with life. In this play, Beckett reflects conspicuously the existence-war of the human-beings who carried out their non-communicational, lonely, inconsistent and disjointed lives in a manner of vicious circle. In this play loaded with back-up meanings, the attention of the writer directs to the psychical nature of human-being who has a destiny to live into a physical and consciousness collapse. As an incurable witness to the 20th Century, the human-being as the object of ambiguities, struggles, losses, hopes, dreams and disappointments exposes oneself by spoiling the language and the body.

Anahtar kelimeler :
Tam metin (Türkçe) :
Paylaş :
Benzer Makaleler
Yorum Yap
  • Adınız :
  • Güvenlik Kodu :
  • Yorum :