Deneysel üreter obstrüksiyonunun açılması sonrası böbrekte gelişen iskemi-reperfüzyon hasarının incelenmesi

Önbilgi!Amaç: Akut üreter obstrüksiyonu sonrası meyda-na gelen renal hasardan, obstrüksiyon dönemi kadar, obstrüksiyonun açılmasını izleyen reperfüzyon döneminin de sorumlu olabileceği düşünülmektedir. Çalışmamızda sıçanlarda 24 saatlik tek taraflı üreter obstrüksiyonu oluşturarak, iskemi-reperfüzyon hasarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: İskemi repeıfüzyon hasarının tespiti için lipid peroksidasyonu ürünleri olan TBARS ve okside olmamış protein sülfidril gruplarını gösteren okside olmamış proeinlerin sulfidril gruplarının (RSH) doku düzeyleri belirlenmiş ve ilgili renal vende BUN ve kreatinin düzeylerine bakarak böbrek işlevindeki etkiler araştırılmıştır. Oluşması muhtemel hasar da aUopurinol ve trasylol ile önlen-meye çalışılmıştır. Bulgular: Çalışmada grupların doku TBARS düzey ortalamaları arasında bir fark bulunamadı (p>0.05), allopurinol ve trasylol ile tedavi edilen gruplarda ise RSH düzeyleri ortalamaları anlamlı olarak yüksek bulundu (p

Investigation of the ischemia-reperfusion injury to the kidney, following release of the experimental ureteral obstruction

BackgrounlAim: For renal injury occurring during acute ureter obstruction it is thought that, the reperfusion period following the release of the obstruction is as responsible as the obstruction period. in this study a 24 hour uni-lateral acute ureter obstruction was performed in rats and the ischemi-reperfusion injury was investigated. Methods: We investigated the ischemia-reperfusion injury by evaluating the tissue levels of TBARS, a lipid peroxidation product and RSH, a nonoxidated protein sulfhidryl group. Blood samples were taken from the ipsilateral renal vein and serum BUN and creatinine levels were measured to evaluate renal functions. The expected ischemia-reperfusion injury was attempted to be prevented with aUopurinol and trasylol. Results: in this study no significant difference was identi-fied among the average of tissue TBARS levels of the gnntps (p>0.05). in the low dose aUopurinol and trasylol treatment groups, the average of the RSH levels were found to be significantly higher (p<0.005). Conclusion: We can conclude that, after the release of acute ureter obstruction, the ischemia-reperfusion injury is not significant.

Kaynak Göster

  • ISSN: 1016-5142
  • Yayın Aralığı: Yılda 0 Sayı
  • Başlangıç: 2018

404 64

Sayıdaki Diğer Makaleler

Deneysel üreter obstrüksiyonunun açılması sonrası böbrekte gelişen iskemi-reperfüzyon hasarının incelenmesi

Aldırmaz Canan AĞARTAN, Tanju AKTUĞ, Mustafa OLGUNER, Feza M. AKGÜR, Oğuz ATEŞ, Güldal KIRKALI

Çocuklarda ambigius genitalyanın cerrahi tedavisi

Bülent Hayri ÖZOKUTAN, Mustafa KÜÇÜKAYDIN, Selim KURTOĞLU, Hamit OKUR

Çocukta paraözofageal hiatus hernisine sekonder mide volvulusu: Olgu sunumu

Hayrettin ÖZTÜRK, METE KAYA, Selçuk OTÇU, Ali İhsan DOKUCU

Masif gastrointestinal kanama ile ortaya çıkan bir Crohn hastalığı olgusu

Gökhan KÖYLÜOĞLU, Ömer CEVİT, Esin YILDIZ

Ulusal çocuk cerrahisi kongreleri

Serdar SANDER

Nazofarenks yerleşimli doğumsal "hairy" polip olgusu

Nil ÜSTÜNDAĞ, Sergülen DERVİŞOĞLU, Gonca TEKAND, Nüvit SARIMURAT

İnvajinasyon olgularında hastaneye başvuru süresinin morbidite ve mortalite üzerine etkisi: 123 olgunun analizi

Hayrettin ÖZTÜRK, Ali İhsan DOKUCU, Selçuk OTÇU, Abdurrahman ÖNEN, Şenol GEDİK

Çocukluk çağında dev müsinöz over tümörü: Olgu sunumu

Haluk ÖZTÜRK, Suzi DEMİRBAĞ, Avni ATAY, Vedat KÖSEOĞLU, MEHMET SALİH DEVECİ

Kloakal anomalinin Hirschsprung hastalığı, doğumsal 'pouch' kolon ve vajinal duplikasyon ile seyreden nadir birlikteliği

Ali İhsan DOKUCU, Hayrettin ÖZTÜRK, Yaşar BÜKTE, Ömer Faruk AZAL

Diüretikli nefrostometrinin postoperatif obstrüksiyonun belirlenmesindeki yeri

Topuzlu Gonca TEKANT, Zekeriya İLÇE, Haluk EMİR, YUNUS SÖYLET