Çocukluk çağı kostik özofagus darlıklarının tedavisinde özofagus rekonstrüksiyonları

Ön Bilgi/Amaç: Türkiye'de, kostik madde içimine bağlı özofagus darlıkları sıklığı azalmış olmakla birlikte varlığını korumaktadır. Tedaviye yanıt vermeyen ileri derecede darlığı olan olgularda özofagusu düzeltmek için değişik cerrahi girişimler gerekli olmaktadır. Bu çalışmadaki amacımız uygulanan bu cerrahi girişimlerle ilgili deneyimimizi ve teknik yaklaşıma ilişkin detayları özetlemektir. yöntem: Kostik özofagus yanığı nedeniyle 1975-1999 yılları arasında Ege Üniversitesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalına başvuran 1277 olgııdan 123 olguya özofagusu düzeltici cerrahi yöntemler uygulanmıştır. Bu yöntemlerin sonuçları, komplikasyonları, komplikasyonların yöntemle olan ilişkileri, komplikasyonlara uygulanan tedaviler, morbiditeleri, hasta dosyalarından geriye dönük olarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Toplam 102 olguya koloözofagoplasti yapılmıştır. On olguda sağ torasik retro hilar, 92 olguda retrosternal yol ile kolon interpozisypnu uygulanmıştır. Bunların ikisinde (% 2) transplantın tümünde, üçünde (% 3) transplantm servikal ucunda nekroz meydana gelmiştir. Servikal anastomozun birinci seansta veya ikinci seansta yapılmasına göre olgular karşılaştırıldığında tek aşamada yapılan toplam on iki olgunun altısında (% 50) anastomoz darlığı izlenirken, servikal anastomozun ikinci seansa ertelendiği 80 olgunun yalnızca sekizinde (% 10) servikal anastomozda darlık gelişmiştir. Servikal anastomozun iki seansta yapılmasının daha az darlık oluşturduğu görülmüştür. Sağ torasik retrohilar kolon interpozisyonu yapılan on olgunun yedisinde greftin genişlediği ve uzadığı görülmüştür. Transplantm retrosternal olarak yerleştirildiği olgularda greftin genişlemesi ve uzaması daha az sayıda olguda sorun yaratmıştır. Üç olguya jejunoözofagoplasti uygulanmış ve bir olguda terminal nekroz, iki olguda ise total nekroz meydana gelmiştir. Seride geriye kalan 18 olguya intratorasik özofagus darlığının rezeksivonu ve uç uca anastomoz uygulanmıştır. Bu seride dört olgu (% 3.25) kaybedilmiştir. Sonuç: Sunulan çalışmada saptanan bulgulara göre, kostik özofagus darlıklarının cerrahi tedavisinde mümkün olan bütün durumlarda öncelikle striktür rezeksiyonu ve primer anastomoz yönteminin uygulanmasının uygun olacağı, bunun yapılamadığı durumlarda sol kolon ile retro sternal yoldan ve iki seanslı olarak uygulanan koloözofagoplastinin daha az komplikasyona yol açtığı ve daha iyi sonuç verdiği ortaya çıkmıştır.

Esophageal reconstruction in the treatment of caustic esophageal strictyres in children

Aim: The incidence of esophageal strictures in children due to caustic ingestion shows a descending trend but still keeps its importance. In severe cases, who are resistant to medical treatment, several surgical interventions are proposed in repair of the constricted esophagus. The aim in the present study is to summarize the experiences in the technical approach. Method: In 1277 patients who were admitted to Pediatric Surgery Department of Faculty of Medicine of Ege University between the years 1975-1999 only 123 undervent corrective surgical treatment of the esophagus. Results of the different surgical approaches, complications, relations of the complications with the treatment applied, treatment applied for complications and morbidity were retrospectively reviewed. Results: In a total of 102 cases coloesophagoplasty was applied, in 10. through right thoracic retrohilar path and in 92 by retrosternal. colon interposition. In 2 cases (2 %) necrosis was seen whole transplant and in 3 cases only at the cervical end of the transplant. When cases were evaluated according to the application of anastomosis in the first or second sequences, anastomosal stricture was seen in 6 of 12 cases (50 %) in the former, but in only 8 of 80 cases (10 %) in the latter. It was clearly seen that correction in the second sequence leads to less strictures. Grafts were widened and elongated in 7 of 10 cases with right thoracic retrohilar colon interposition, however in cases whom the transplants were placed retrosternally the graft widening and elongation were of lesser problem. To three cases jejunoesophagoplasty was applied and in one case terminal necrosis and in 2 cases total necrosis were seen. In the remaining 18 cases in the present series, the infra thoracic esophageal stricture resection and end to end anastomosis were applied. Total overall mortality rate was 3.25% (4 of 123). Conclusion: In the surgical treatment of esophageal strictures, if possible, a stricture resection and primary anastomosis should be undertaken. Otherwise a coloesophagoplasty with left colon through retrosternal path in two sequence seems more appropriate and has good outcome with low complication rate.

Kaynak Göster