Fasiyal fraktürlere eşlik eden yaralanmalar

Fasiyal travma, birçok bilim dalını ilgilendiren komplike yaralanmalardır. Yüz bölgesindeki bir travma sadece fasiyal iskeleti değil, aynı zamanda beyni, gözleri, sinüsleri ve dişleri ilgilendirebildiği gibi gövde ve ekstremiteler de etkilenebilir. Bu çalışmada, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı'nda, 1997-1999 yılları arasında, fasiyal fraktür nedeniyle opere edilen 176 hasta değerlendirildi. Her bir hasta için kişisel bilgiler, yaralanma öyküsü, fizik muayene bulguları, radyolojik inceleme bulguları, tanı ve tedavi bilgileri, konsültasyon istenen diğer bölümlerin değerlendirme sonuçlan ve tedavileri, fasiyal fraktürleri ile birlikte analiz edildi. Fasiyal fraktür etiyolojisi ve fasiyal fraktüre eşlik eden yaralanmalar ayrı ayrı değerlendirildi. Elde edilen sonuçlar mevcut literatürden elde edilen değerlerle karşılaştırıldı. Fasiyal fraktürler ile birlikte olan yaralanmaların insidansı travma etiyolojisine ve şiddetine bağlı olarak değişmektedir. Panfasiyal fraktürlerde ek yaralanmalar sık görülürken, basit yüz kırıklarında ek yaralanmaların insidansı daha düşük saptandı. Bu nedenle yüz yaralanmaları sadece izole yüz kemik fraktürü olarak değil, koordineli multidisipliner yaklaşım gerektiren, hayatı tehdit edebilecek potansiyel bir travma olarak değerlendirilmelidir.

Several departments are interested in facial fractures. Not only facial skeleton, but also bones, brain, eyes, sinuses, and teeth may be affected in a trauma of the face and trunk or extremities may also be involved. In this study, 176 patients, who underwent surgical operations between 1997-1999, at the Department of Plastic and Reconstructive Surgery of Dokuz Eylül University, for their facial fractures, have been evaluated. Personal data, history of the trauma, physical examination findings, radiologie findings, diagnostic and therapeutic data, consultation reports of the other departments, and associated trauma have been analyzed for each patient. The etiology of the facial fracture and the associated trauma have been evaluated separately. The results were compared with data obtained from the related literature. The incidence of the associated trauma in facial fracture cases varies with the etiology and the magnitude of the facial fracture. The incidence of the associated injuries in simple facial fractures was lower than the associated injuries seen in panfacial fractures. For this reason, facial fractures should be managed not only as a isolated facial bone fractures but also as a potential trauma which may be life threatening and may require a multidisciplinary approach.

Kaynak Göster