Historical Influences and a Modern Alternative for Leadership Models in Central Asia

Sovyetler Birliğinin çöküşü Orta Asyada bir çok yeni devletin ortaya çıkmasına ve çeşitli yönetim modellerin in oluşmasına neden olmuştur. 1990lar sonrası yönetim modelleri çeşitlilik göstermesine rağmen bunlardan çok az bir kısmı Samuel Huntingto nın otoriter rejimlerin dönüşümünde Üçüncü Dalga olarak adlandırdığı yolu izlemiştir. Bu tez demokratik sistemler ve demokratik yollarla seçilmiş hükümetlerin otoriter rejimlere her zaman tercih edileceğini savunmaktadır. Ancak, tarihsel olarak bakıldığında Avrasya bölgesinde seçimle gelen hükümetlere ilişkin deneyimin çok az olduğu görülmektedir. Bu durum Sovyetler Birliğinin yıkılması sonrasındaki yönetim modellerinin özelliklerinde de gözlenmektedir . Söz konusu yönetim modelleri esasen üç tarihsel dönemin etkilerinin sonucunda ortaya çıkmıştır. Bunlar İslam imparatorları, Moğol Hanları ve Rus Çarlarının (ve daha sonraki Sovyet liderlerinin) dönemleridir. Bu çalışmada, Avrasya yönetim modellerinin tarihsel etkileri incelenmekte ve bunların söz konusu bölge ülkelerindeki siyasete, topluma ve ekonomik yapılara ne şekilde yansıdığı tartışılmaktadır. Bu çerçevede, halihazırdaki siyasi gelişim seviyeleri çerçevesinde söz konusu ülkelerin, günümüze kadar görülen en başarılı Avrasya modeli olan Türkiyeyi ve Kemal Atatürkü örnek almalarının, tam katılımcı demokrasiye geçiş veya Sovyetler sonrası diktatörlük rejimleri alternatiflerine göre çok daha yararlı olacağı belirtilmektedir

The 1991 demise of the Soviet Union that led to the emancipation of many Central Asian states, also led to a grab for power by a variety of leadership types. Although the characteristics of leadership types in the 1990s were diverse, few followed the pattern of Samuel Hun tington's Third Wave of authoritarian transition , whereby authoritarian regimes were abandoned in favor of democratically elected and democratically oriented governments. Historically, Eurasia has had little experience with popular government. This is reflected in the general characteristics of leadership types in the post- Soviet era, which closely follow three regional historical influences the early Islamic Emperors, the Mongolian Khans and the Russian Tsars (and later Soviet leaders). This article examines the historic influences on Eurasian leadership types and the impact of these types on the politics, societies and economies of these same states . It will be argued that at the current stage of political development, it would ultimately benefit the states of Central Asia to follow, at this time, the most successful Eurasian model to date, that of Kemal Atatürk and Turkey, rather than to push for a fully participatory democracy or sustain the post-Soviet personal dictatorships that have prospered throughout Central Asia.

Kaynak Göster