Yıl 1970, Cilt: 4 Sayı : 1 Sayfalar 77 - 95 2013-06-17
Üst Çene Doğumsal Damak Yankılılara ve tek taraflı üst çene rezeksiyonlulara yapılan protezleri taşıyan hastaların muayyen sesleri telaffuzu esnasında ortaya çıkan problemler üzerinde bir araştırma
Gülümser KOÇAK
17 261

Öz SONUÇTemel frekans, tını ve amplitüde sahip basit seslerin biraraya gelişiyle husule gelen konuşma seslerinin normal konuşma olmasının 5 esas komponente bağlı olduğunu önceden belirtmiştik.1. Teneffüs2. Sesleşme (Fonasyon)3. Rezonans4. Artikülasyon5. Sinirsel bütünlük(Artikülasyon) kısmını alakadar eden ağzın orijinal fonetik şeklini (Original oral phonetic curve) seçtiğimiz test sesleriyle, normal, doğumsal damak yarıklı ve tek taraflı üst çene rezeksîyoniu hastalarda Sineradiografi ile; dilin artikülasyon sahalarını ise normal, maloklüzyonlu, protezlî, doğumsal damak yarıklı ve tek taraflı üst çene rezeksîyoniu hastalarda palatografi ile tesbit ettik.Yaptığımız araştırma sonunda elde ettiğimiz neticelerin teşhis ve değerlendirilmeleri sadece bizim tarafımızdan yapılmıştır. Halbuki; Diş hekimi ancak kendi sahasıyla ilgili konuşma defektlerini teşhis eder ve bunların giderilmesine yardımcı olabilir. Bunu haricînde teşhis ve tedavi konuşma uzmanlarına (Speeck therapist) aittir. Aslında evvelce de söylediğimiz gibi konuşma bozukluklarında, Dişhekimi; ortodontist, operatör, konuşma uzmanı ile müşterek bir çalışma yapmalıdır. Bugün, Avrupa ve Amerika'daki çalışmalar bu yöndedir. Hemen hemen her Üniversite ve hastane kliniklerinin yanında konuşma merkezinin mevcut olduğu bilinen bir gerçektir. Bu durumda Dişhekimine düşen vazife sadece konuşma uzmanının istediği tipde bir protezi kendi maharet ve kabiliyetine göre inşa etmek ve ilaveten kendi sahasındaki konuşma defektlerini teşhis ve tedavisini üzerine almaktır.Türkiye'de henüz böyle bir çalışma olmadığı gibi, konuşma bozukluklarını fonetiğe göre teşhis ve tedavi edecek ne bir konuşma uzmanına (Speech therapîst) ve ne de çalışmalarımız esnasında kullanacağımız, özel palatografi apareyi, radyoskopi, sineradiografi ve sonograf apareylerine sahip değiliz. Tetkik ettiğimiz hastaların konuşma bozukluklarının etiyolojisi belli olduğu için teşhis de bir problem olmamıştır. Fakat protezlerin yapımı esnasında kullandığımız konuşma testlerinin doğru telaffuz edilip edilmediklerine sadece kulak yoluyla karar verebildik. Bunun komplikasyonunu da 3 vakanın palatogram ve Sineradiografi tetkiklerinde görmüş bulunmaktayız. Normal olarak telaffuz ettiğini işittiğimiz hastalar, bazı sesler için istenilen fonetik ağız kavsini (Fonetik oral curve) vermemekteydiler. Bu da gösteriyor ki, yukardaki vasıtalara başvurmadan sadece kulakla bir sesin doğru olup olmadığına karar vermek fonetik yönden doğru değildir.Diğer taraftan, bütün bu imkansızlıklara rağmen, rezeksîyoniu hastalarımıza taktığımız çene-yüz protezleri kendilerine çiğneme fonksiyonundan başka konuşma yönünden de faydalı olmuştur, diyebiliriz. Normal şahıslarda da duyulabilen bazı ufak tefek kusurlar hariç, konuşmaları kendi ifadelerine göre normal halleri gibi, bize göre anlaşılabilinir durumdaydı. Doğumsal damak yarıklı hastalara tatbik ettiğimiz protezler sadece çiğneme fonksiyonu, estetik ve ruhi yönden hastalara hizmet etmişlerdir. Bu tip hastalarda protezin konuşmaya yardımcı olabilmesi ancak eğitime bağlıdır. Bununla beraber M a i s s o n y (31) nin de bildirdiği gibi kahil yaşlarda eğitimin de sonucu yüzde yüz müsbet netice vermemektedir.Netice olarak, akrilik total ve parsiyel protezlerin imalinde konuşma açısından dikkat edilmesi gereken hususlar şöylece sıralanabilir:1. Tabii dişlerin yerine geçen sun'i dişler alt ve üst alveol kavislerinde istisnai vakalar hariç, mümkün olduğu nisbette kendi orijinal arklarında dizilmelidirler.2. Protez plağının kalınlığı 1-1,5 mm. yi geçmemelidir.3. Sun i rugea kıvrımları ön tarafta kalınlık yaptığı için bu kıvrımlar akrilik protezlerde yapılmamalıdır.4. Çeneler arası dik boyut Dişhekiminin alışmış olduğu birmetodla dikkatlice tayin edilmelidir.Dşhekimi, cerrahi protez, çene-yüz protezi ve yumuşak damak protezlerini [Cerrahi protez (Surgical prostheses): Ameliyattan evvel yapılan ve ameliyatı müteakip hemen takılan provisyonel proteze denir. Çene-yüz protez (Maxillofaciaie prostheses): Ameliyattan sonra takılan daimi proteze denir.] imal ederken, yukarda izahına çalışılan maddelerden başka, çene-yüz protezlerinin imali esnasında protezin hafif olması için obtüratör kısmının içini boş yapmalı ve sesin tonunun mümkün olduğu nisbette değişmemesi için bu kısmın yüksekliğini 1 cm. den fazla yapmamalıdır.Diğer taraftan protezin dile bakan yüzünde, defektli kısımdaki plağın şekli normal tarahtakinin aynı olmasına çalışılmalıdır.Yumuşak damak protezlerinin imalinde ise, suni yumuşak damağın veya yumuşak damak uzantısının palato farinks kapanışı temin edecek bir şekilde yapıldığı takdirde, hastanın konuşmasına yardımcı bir faktör olarak rol oynıyabilir. Bu tip protezlerde de obtüratör kısmın yüksekliği 1 cm. den fazla olmamalı ve yarığın kenarlarına iyice intibak edip etmediği kontrol edilmelidir. Ayrıca plağın damak kubbesinin normalden daha derin veya düz yapılmamasına dikkat edilmelidir.Çeneler arası dik boyutun hatalı alınmasından dolayı total protezli bir vakamızda hışıltılı (sibilant) seslerin yanlış telaffuz edildiğini gördük. Defektli tarafın akrilik plağının normal tarafa nisbeten daha derin yapılması yine bu seslerin telaffuzu için lüzumlu havanın temin edilmemesinden dolayı sesin tonu bozulmuş ve telaffuz yanlış olmuştur. Doğumsal damak yarıklı iki vakada ise damak kubbesindeki akrilik kısmı normalden daha derin yapmamız, 'K', 'C' seslerinin telaffuzunda dil sırtının buraya temas edememesine sebep olmuştur.Yukarda anlatılan hataların olmaması için çeneler arası dik boyutun doğru tayinine, protez plağının kalınlığına ve diş dizimine büyük bir dikkat gösterilmesinden başka, protez plağının damak yan kenarlarının kalınlığı ve damak kubbesinin derinliğini de palatogram deneyleriyle tayin etmek lazımdır. Bu işlem dişli provada hastaya 'S', 'Ş', 'C', 'K', 'G' seslerini ihtiva eden kelime veya tek heceler söyletilerek (ısısı, Missisipi, Geg, Kek), doğru telaffuz olana dek gerekli kısımlara mum ilave edilir veya kaldırılmak suretiyle bu seslere ait normal palatogramlar elde edilinceye kadar devam edilmelidir.Düşünce ve fikirlerimizi karşımızdakine kelimelerle ifade ettiğimiz konuşma problemine mesleki yönden mükemmel bir yardımcı olabilmemiz için, bu mevzuuda yeni araştırmaların yapılmasının kanısındayız. 

Anahtar Kelimeler

Birincil Dil tr
Konular
Yayımlanma Tarihi 17 Haziran 2013
Bölüm Araştırmalar / Original Articles
Yazarlar
Tarihler

Yayımlanma Tarihi : 17 Haziran 2013


Makalenin Yazarları
Gülümser KOÇAK