Makaleler     Dergiler     Kitaplar    

IIB Uluslararası Hakemli Akademik Sosyal Bilimler Dergisi

Yıl 2013 , Cilt , Sayı 9

Makale özeti ve diğer detaylar.

Makale özeti
Başlık :

Death in the cyberspace: the theme of death in william gibson and bruce sterling’s works

Yazarlar :
Yazar kurumları :
Atılım University Faculty of Arts and Sciences Department of Translation and Interpretation1
Görüntülenme :
241
DOI :
Özet Türkçe :

This article discusses how the theme of death is employed in the Cyberpunk novels of William Gibson and Bruce Sterling. The writers of cyberpunk novels present a dark world in which the human being has lost his place in the centre of chain of being and under the threat of extinction not only in the concrete world but also in the abstract, cyberworld. Human-machine combinations replace man in the cyberpunk world and it is no more possible to view the theme of death in its classical sense, since it also changes by the influence of technological evolvement. This study presents how this theme is handled in the works of aforementioned writers.

Özet İngilizce :

Bu makalede 1980'lerin başından sonuna kadar oldukça popular olan bilim-kurgu yazarları William Gibson ve Bruce Sterling'in siberpunk türündeki romanlarında ölüm temasının nasıl ele alındığı romanlardan örnekler verilerek tartışılmaktadır. William Gibson ve Bruce Sterling 20. yüzyılın sonunda Neuromancer, Mona Lisa Overdrive, Count Zero, The Artificial Kid, Schismatrix ve The Difference Engine gibi eserleriyle bilim-kurgu edebi türü ve bu türe kısmen karşı çıkarak gelişmiş olan "Yeni Dalga" akımının ikinci kuşağı olarak anılan "Yeni Yeni Dalga" akımına dahil yazarlardır. Eserleri "siberpunk" edebi akımının örnekleri olarak görülen yazarlar temel olarak bireyin geleceğin teknolojisiyle yaşadığı sorunları, mücadeleyi konu etmektedirler. Geçmişte görülen bilim-kurgu eserlerinde genellikle teknoloji toplumla iç içe ve onun hizmetindeyken, Gibson' ve Sterling'in eserlerinde teknoloji, karakterlerin hem bütünleştikleri bir durum, hem de içine düştükleri olumsuz durumların temel kaynağı ve hatta problemin kendisidir. Bu nedenle Gibson ve Sterling gibi "siberpunk" yazarları daha çok teknolojinin getirdiği olumsuzluklar ve sorunlar üzerinde duran kişiler olarak görülmektedirler. Örneğin, Gibson Neuromancer'da sinir sistemi tahrip edilerek şantaj yapılan ana karakter Case'in yapay zekâlarla mücadelesini işlemektedir. Sterling'in Schismatrix isimli eserinde ise 23. yüzyılda genetik ve psikolojiyle uğraşan "Shapers" ve bilgisayar ve protez uzuvlarla uğraşan "Mechanists" olarak iki gruba ayrılan insanlar parlak bir diplomat olan Abelard Lindsay'in bakış açısından anlatılmakta ve anlatım sırasında tarih defalarca yeniden şekillendirilmektedir. Benzer şekilde Mona Lisa Overdrive, ve Count Zero, The Artificial Kid, ve The Difference Engine'de de bilim ve teknolojinin gelişimiyle ortaya çıkan genetik mühendislikteki gelişmeler, organ nakli ve insan vücudunun protezler vasıtasıyla makinelerle birleşimi, bilgisayar ağları ve bu ağlar aracılığıyla mümkün olan bilginin ve daha da önelisi bunun getirdiği gücün kontrolüne sahip olma, kimyasal silahlar yüzünden türlerin yok olduğu bir dünya, terörizm, "hacker" tabiriyle anılan bilgisayar korsanları, siber uzay, yapay zekâ, ve sibernetik (güdümbilim) gibi konular ele alınmaktadır.Onsekizinci yüzyıl sonlarında başlayıp, yirminci yüzyılın sonunda doruk noktasına ulaşan teknolojik gelişmelerin insanların algısında yaratmış olduğu değişiklikler doğum, hayat ve ölüm gibi olguların algılanış biçiminde de değişikliklere neden olmuştur. Çağlar boyunca kaderine itaat etmekten başka seçeneği olmadığını düşünen insanoğlu, teknolojinin gelişimiyle varoluş ve yokluşunu da kontrol altına alabileceği günlerin yakın olduğunu düşünmeye başlamıştır. Ancak diğer yandan, insanoğlunun geliştirdiği makinalar insanlığı tehdit eder boyuta ulaşmaya başlamış ve pek çok alanda insanların yerini makinalar almaya başlamıştır. Bu düşünceden yola çıkan Siberpunk roman yazarları insanoğlunun varoluş zincirinin merkezindeki yerini kaybettiği ve sadece somut değil aynı zamanda soyut dünyada da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı karanlık bir dünya çizmektedirler. Bu dünyada artık ölüm temasının klasik şekliyle ele alınmasının mümkün olmadığı görülmektedir. Zira, teknolojinin gelmiş olduğu nokta bu tür kavramlarda da karmaşaya yol açacak bir düzeydir. Gibson ve Sterling romanlarında insanların kendi bedenlerinden kurtulmaya çalıştıkları ve siber-uzaydaki yaşamı somut dünyadaki yaşama tercih ettikleri bir dünya çizmektedirler. Teknolojinin "şişedeki cin" olmaktan çıkıp insanların parmak ucundan içlerine sızdıkları bu dünyada anahtar kelime kontroldür, ve ölüm de insanların kontrolü altındadır artık. Bu çalışmanın amacı bahsi geçen yazarların eserlerinde ölüm temasının işleniş biçimini örneklerle tartışmaktır.

Paylaş :
Benzer Makaleler
Yorum Yap
  • Adınız :
  • Güvenlik Kodu :
  • Yorum :