Makaleler     Dergiler     Kitaplar    

Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi

Yıl 2003 , Cilt 2 , Sayı 1

Makale özeti ve diğer detaylar.

Makale özeti
Başlık :

Xvi-xix. yy. türk dil siyasetinin oluşmasında tekke ve saz şairlerinin rolü

Yazarlar :
Yazar kurumları :
Gaziantep Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili Ve Edebiyatı Bölümü 1
Görüntülenme :
310
DOI :
Özet Türkçe :

Eski Anadolu Türkçesi, Göktürkçe ve Uygurcadan farklılık gösterir. Arapça ve Farsça unsurların dile karışması ile bu dil Divan edebiyatı şairlerinin dilinde Osmanlıcaya temel teşkil etti. Divan şairlerince dile o kadar hor bakıldı ki şairler artık kendi dillerine “Türkçe” değil “Şive-i Rumî” demeye başladılar. İşte bu yıllarda Türkçe’yi yaşatmak görevini sufîler üstlendiler. Böylece Hoca Ahmet Yesevi, artmakta olan Farsça’nın nüfûsuna karşı ilk hareketi başlatmış oldu. Kaşkarlı Mahmut’un ve Yesevi’nin Türk dil siyasetini Yunus Emre gibi tasavvuf, Kaygusuz Abdal gibi halk şairleri, Nevai ve Fuzuli gibi divan şairleri devam ettirdiler. 16. yüzyıldan sonra Anadolu Türkçesi iki kola ayrıldı. Biri Anadolu’da sarayın kullandığı Osmanlıca, diğeri ise Azerbaycan’da kullanılan Doğu Oğuzca oldu. Bu yüzyıldan sonra Türkçe yalnızca Anadolu’da değil, ayrıca Gürcüler, Ermeniler, Boşnaklar ve Arnavutlar arasında da konuşulan bir dil oldu. 16. yy.dan sonra da Türk Halk Edebiyatı ürünleri bu yörelerde genişçe yayıldı. Böylece tekke ve saz şairlerinin tesiriyle Türk dili, Kafkasların ve Balkan halklarının konuşma ve şiir dili haline geldi.

Anahtar kelimeler :
Özet İngilizce :

The Ancient Anatolian Turkısh differs from Gökturkçe (old Turkısh) and Uighur. With the insertion of Arabian and Persian elements into the language this language became the basis of Ottoman Turkısh language in the language of the poets of classical school of poetry. The language was so despised by the poets of classical school that they started calling their native language as “Şive-i Rûmi”, but not Turkish. During this period, sûfis took the responsibility of keeping the language alive. Then Hoca Ahmet Yesevi took first action against the increasing influence of Persion. The folk poets (such as Yunus Emre, Kaygusuz Abdal) and the poets of classical school (such as Nevai and Fuzûli) maintained the Turkısh language policy of M. Kaşgarlı and Yesevi. After 16th century, the ancient Anatolian Turkish was divided into two groups. The first group was the Ottoman Turkısh language, which was spoken among the people brought up in a palace in Anatolia. The other was the Eastern Oğuzca which was used in Azerbaycan. After this century Turkısh become the language spoken not only by the people living in Anatolia but also Georgians, Armenians living in Caucasia, and The Croations and The Albanians living around Balkans. And also after 16th century the works of Turkısh folk literature were vastly spread out in these regions. So Turkısh language become the spoken and poetic language of the people living around Caucasia with the influence of dervish lodge and folk poets.

Anahtar kelimeler :
Tam metin (Türkçe) :
Paylaş :
Benzer Makaleler
Yorum Yap
  • Adınız :
  • Güvenlik Kodu :
  • Yorum :