Makaleler     Dergiler     Kitaplar    

Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi

Yıl 2012 , Cilt 26 , Sayı 3

Makale özeti ve diğer detaylar.

Makale özeti
Başlık :

Cash waqfs and their accounting applications at the end of the 18th century in the ottoman empire

Yazar kurumları :
Ege Üniversitesi İİBF İşletme Bölümü1, Dokuz Eylül Üniversitesi İİBF İşletme Bölümü2
Görüntülenme :
460
DOI :
Özet Türkçe :

The private sector in the Ottoman Empire was not able to develop because of the statist approach that was prevalent at those times. This led to the use of the private sector's wealth for social purposes in the public area. To be able to meet this necessity, waqf foundations were formed. Since the private sector could not develop, there were small-scaled enterprises in the economy and cash waqfs were founded in the waqf system to meet the financing requirements of these enterprises. Because of the Islamic view that interest was forbidden, the foundation of cash waqfs was only allowed in the 16th century provided that the interest revenues were used for social purposes. At the end of the 18th century, which is the analysis period for this paper, there were about 500 cash waqfs operating in the Ottoman economy. Notably, cash waqfs showed an immediate development in the Ottoman waqf system and supported the Ottoman economy by granting credits. Because of the interest rates that could not increase above a specified level and the necessity to use interest revenues for social objectives, both the foundation procedure of cash waqfs and necessity to control their operations were crucial. The foundation procedure problem was solved by the preparation and approval of a waqf foundation document (vakfiye) as a legal order. The problem of following and controlling the cash waqfs' operations was solved by utilizing the accounting applications. The accounting method that was used in the Ottoman Empire for state accounting was the stairs method. This method was also utilized in waqfs' accounting. However, the accounting requirement of cash waqfs was different from state accounting and indeed the cash waqfs needed an accounting system of a financial institution. But, Ottoman accountants did not know any accounting method other than the stairs method. For these reasons the cash waqfs also had to use the stairs method and in fact they used it for centuries. However the use of this method could only be realized sometimes by making concessions about the principles of the method, and sometimes by not going into details in the accounting applications. In fact, the end of 18th century which is the analysis period of this paper was the period when the stairs method was hardly meeting the increasing necessities. As a matter of fact, when the modernisation process started in Ottoman enterprises by the announcement of administrative reforms in 1839, the search for a new accounting method became more important and in the second half of the 19th century (1879) the stairs method was abandoned and the double-entry method started to be used. Reforms in 1839, the search for a new accounting method became more important and in the second half of the 19th century (1879) the stairs method was abandoned and the double-entry method started to be used. The aim of this paper is to suggest how cash waqfs existed by having both economic and social aims despite the hesitation of the Islamic view's acceptance of interest, and the role of accounting in this existence. The time period of analysis is between the end of the 18th century and beginning of the 19th century. The findings reveal that, the diligent process in giving permission for the establishment of cash waqfs and controlling of activities depending on accounting applications played an important role in the long-term success of cash waqfs.

Özet İngilizce :

Osmanlı İmparatorluğu'nda devletçilik anlayışı hakimdir ve özel kesim gelişememiştir. Bu durum, özel kesimin zenginliğinin kamusal alanda sosyal amaçlı olarak kullanımı zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır. Bu ihtiyacın karşılanması için de vakıf kurumunun oluşturulduğu gözlenmektedir. Özel kesim gelişemediğinden işletmeler küçük boyutta kalmıştır ve bu küçük işletmelerin finansman ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için de vakıf sistemi içinde para vakıfları ortaya çıkmıştır. İslami anlayış faizi haram kıldığından para vakıflarına, faiz gelirlerinin sosyal amaçlarda kullanılması koşulu ile XVI. yüzyılda izin verildiği gözlenmektedir. Bu bildirinin inceleme yüzyılı olan XVIII. yüzyılın sonlarında beş yüz dolayında para vakfının Osmanlı ekonomisi içinde yer aldığı anlaşılmaktadır. Yani para vakıfları uygulamaları, Osmanlı vakıf düzeni içinde hızlı bir gelişme göstermiş ve kredileri ile Osmanlı ekonomisine destek olmuştur. Faiz oranlarının belirli seviyenin üzerine çıkamaması, faiz gelirlerinin sosyal amaçlar için kullanılma zorunluluğu gibi nedenler para vakıflarının hem kuruluş prosedürünün önemini ve hem de faaliyetlerinin denetlenmesi zorunluluğunu öne çıkarmıştır. Bunlardan ilk sorunun, yani kuruluş prosedürü konusunun, vakıf kuruluş belgesinin (vakfiye) hazırlanması ve tescilinin hukuki bir düzen içinde yapılması ile çözüldüğü gözlenmektedir; para vakfı faaliyetlerinin izlenmesi ve denetlenmesi konusunun ise, muhasebe uygulamalarından yararlanılarak çözülebildiği görülmektedir. Osmanlı'da bilinen muhasebe yöntemi, merdiven yöntemi denilen, devlet muhasebesi için kullanılan bir yöntemdir. Vakıfların muhasebesinde de bu yöntemden yararlanılmıştır. Ancak, para vakıflarının muhasebe ihtiyacı, devlet muhasebesinden farklıdır ve daha çok bir finans kurumu muhasebesine ihtiyaç duyulmaktadır. Ama Osmanlı muhasebecileri merdiven yöntemi dışında bir muhasebe yöntemi bilmedikleri için, para vakıflarında da merdiven yönteminden yararlanmak zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Nitekim merdiven yönteminden bu vakıfların muhasebelerinde asırlar boyu yararlanılmıştır. Ama bu yararlanma, kimi zaman yöntemin ilkelerinden taviz verilerek, kimi zaman da muhasebe uygulamalarında ayrıntılara fazla girilmeyerek gerçekleştirilebilmiştir. Esasen bu bildirinin zaman boyutunu oluşturan XVIII. yüzyıl sonları, merdiven yönteminin artan ihtiyaçları karşılamada giderek zorlandığı bir zaman dilimi özelliğini taşımaktadır. Nitekim, 1839 yılında ilan edilen Tanzimat Fermanı ile Osmanlı kurumlarında çağdaşlaşma süreci başlayınca, yeni bir muhasebe yöntemi arayışlarının önem kazanmaya başladığı ve XIX. yüzyılın ikinci yarısında (1879) merdiven yönteminin bırakılarak çift yanlı kayıt yöntemine geçildiği gözlenmektedir.

Tam metin (Türkçe) :
Paylaş :
Benzer Makaleler
Yorum Yap
  • Adınız :
  • Güvenlik Kodu :
  • Yorum :